Ahmet Kaya Sözleri

Aşağıda sizler için derlediğimiz etkileyici Ahmet Kaya Sözleri yer alıyor. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle dolu, duygularınızı ifade etmenin en güzel yollarını sunuyor. Yeni ve anlam dolu bu Ahmet Kaya Sözleri 2026, sozlerikisa.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınıza anlam katacak.


Dışarıda kar yağıyor benim içime yağmur.
Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya bu hep böyle böyle gider mi?
Bana böylesi garip duygular bilmem neye gelir nereye gider döndüm işte acı yüreğimden beynime sızar bu günde ölmedim anne.
Depremler oluyor beynimde.
Yanımdasın susuyorsun. Susuyor konuşmuyorsun. Bakıyor görmüyorsun. Dokunsan donacağım. İçimde intihar korkusu var. Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım.
Sakin göllerin kuğusuyduk olmasaydı sonumuz böyle.
Dostum dostum güzel dostum. Bu ne beter çizgidir bu. Bu ne çıldırtan denge. Yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe.
Şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın.
Gözüm yaşarıyor yüreğim yanıyor olmasaydı sonumuz böyle.
Sensiz geçmiyor bu günler biliyor musun? Yüreğine beni beni soruyor musun? Öyle yalnız yalnız kaldım biliyor musun türküler söyledim sana duyuyor musun?
Sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene.
Giderim buralardan giderim bir akşamüstü. Umurunda olmaz umurunda olmaz umurunda olmaz bilirim.
Varsın böyle geçsin yabancı günler varsın canımı yaksın yine yalnızlık. Seninle doluyken baktığım dünler yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.
Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi.
Hey gönül gene bu gece kederim geceden yüce. Gel susalım beraberce böyleymiş kara yazımız.
Parmak uçlarına değen sıcaklık incinen bir hayatın yarasıdır.
Bir ben kaldım bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış ben.
Ölümü özledim anne yaşamak isterken delice.
Saçlarına yıldız düşmüş koparma anne ağlama.
Söyle sen neredesin ben nerde.
Bir kenar mahalleliyim mecburen uzaktan severim…
Sensiz isyan ettim her an dünyam kahır dünyam zindan yine başım duman duman olmadan gel.
Firarilerin uzmanı olmuşum bütün istasyonlarda afişim durur beni bir çocuk bile vurur.
Sanki gökten kar yerine kan yağıyor kar altında üşümüş bir çocuk ağlıyor. Yaşlı gözleriyle bana bakıyor akan gözyaşını içesim gelir.
Söyle yağmur söyle. Değmeden yüreğime. Söyle gökyüzüne. O nerde.
Beni bilimle anla iki gözüm felsefeyle anla ve tarihle yargıla.
Haykırsam duyamazsın. Çağırsam gelemezsin. Yürekten sevemezsin sen.
Giden bu yolculardan en çok ben şanssızım. Ne kadar çok yaşadıysam o kadar çok yalnızım.
Sonbahar damlardı damlarımıza biz seninle sararırdık. Aydınlansın diye şu kirli yüzler biz durmadan savaşırdık.
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun.
Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe yine de bu yangını söndüremedim.
İki damla gözyaşımla satıldım pazarlarda kırdılar yüreğimi kırdılar azarlarla sürgünlere yolladılar sabah dörtte yağmurlarla. Ben yandım siz yanmayın ALLAH aşkına.
İhanetin zincirini tutan utansın. Dönüp arkasına bakan utansın. Dost diye bağrıma bastığım insanlar arkamı dönünce vuran utansın.
Ben klasik bir kadere teslim olmak istemiyorum ve öldükten sonra değil şimdi anlaşılmak istiyorum.
Dün gece gördüm düşümde seni özledim anne. Gözlerinden akan bendim. Düştüm göğsüne söyle canın yandığımı anne.
Bizi zaman yenecek ve anılar kalacak.
Dostlukmuş. Ölüme yürümekmiş. Üstüne titremekmiş. Vefaymış! Aşk dediğin zavallı bir kapıyı duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış!
Hesabım kalsın mahşere elimi yıkar giderim.
Ceketimi yağmurlara astığımdan beri tehlikeli şiirler yazar dünyaya sataşırım.
Kırmızı rujlu sokakların aşağılık pazarlıkların adı anılmayacak benle. Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım başkaldırıyorum.
Arka cebimde iki metrelik kefenim duruyor. Her an hazır ve nazır. Ölürsem hayatımda istediğim bir tek şey var. Asla bu ülkeyi sevmiyor demesinler asla yani. Ben Edirne’den Ardahan’a kadar bu ülkeyi çok sevdim.
Birazdan kudurur deniz.
Dedim ya hiç yoktan susturuldu şarkımız.
Yalnızlığım benim pasaklı kontesim ne kadar rezil olursak o kadar iyi.
Şimdi bütün iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum.
Acılardan arta kalan işte bu bakışlarmış. Buğu diye gözlerimde gün batımı bulutlarmış.
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar.
Ben hep uçurum kıyılarında dolaşmayı hep rüzgâra karşı koşmayı uğultulu bir hayatın sesini ve öfkesini ciğerlerimde hissetmeyi aşkı devrimleri başkaldırmayı muhalif olmayı cesareti sevdim. Ve böyle yaşadım.
Bu dağlara bu yollara toz eyledi aşk beni. Ben yanarım aşk için ben yanarım gül için.
Kısa çöp uzun çöpten hakkını alır elbette.
Bazen bir uçurum kalır bazen de martıların ardından. Velvele koparan bir leş kalır bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
Dibine vurmuş gecelerden geldim. Yalanım yok. Bir cebimde küfür bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım. Hepimizin gurbetindeyim şimdi.
Kokunu verirken vazomda güller yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.
Söyle ay doğmadan düşmesin yaş gözüme.
Siz benim neden sustuğumu nerden bileceksiniz.
Sırtını duvara yaslar sırtını ağaca yaslar susarsın. Sen artık hiçbir sözü hiçbir sözü kaldıramazsın.
Ben giderim geri gelmem benden sonra kalan kalır.
Acımasız olma şimdi bu kadar dün gibi çekip gitme.
Bir türkü mor dağların emanetidir. Firari mahpuslara bir avuç su. Bir türkü dilimi içerdekine.
Kendine iyi bak. Beni düşünme. Su akar yatağını bulur.
Firarilerin uzmanı olmuşum bütün telsizlerde adım okunur.
Bozar mı sandın acılar?
Bırak ay gitsin sen kal bu gece.
Bu hasretlik kalır gitmez teninde! Eksilmez acılar ezik yüreğimde.
Artık sigarayı günde üç pakete çıkardım. Olsun gözüm olsun. Ne olacaksa olsun!