Kırıldığını Anlatan Sözler
Artık yazdıklarımda arama kendini! Çünkü ben, suskunluğuma gömdüm seni.
Değmiyor bazen, uğruna yorulduklarımız. Nazım Hikmet
Dokunma bana öyle çok kırıldım ki her kelimem bir yerini kesebilir.
Gittim! Şimdi bir mevsim değil, bir hayat girdi aramıza, ne sen dönebilirsin artık geriye, nede ben kapıyı açabilirim sana.
Kalbimi kırmak suya yazı yazmak kadar zordur. Kalbimi düzeltmek ise gece doğan güneşe dokunmaya benzer. Sen o suya yazı yazdın, şimdi güneşin doğmasını bekle!
Hani derler ya; insan sevdiğine hiç kırılır mı? Aslında insan en çok sevdiğine kırılır!
Her şeyin kadar değil değeri kadar seveceksin. Çünkü beklentin ne kadar çok olursa o kadar kırılırsın.
Öyle sevdim ki seni, beni gören herkes yerinde olmak istedi. Ama kimse benim yerimde olmak istemedi.
Ey can! Kimseyi kırma, sözden ağırı yoktur. Beden çok yükü kaldırır ama gönül her sözü kaldıramaz! Mevlâna
Küsmek ayrı, kırılmak ayrı. Ben seni sildim!
Kırgınım. Kime olduğunu, neden olduğunu bilmeden… Belki hayata, belki kendime, belki de kıymet bilmeyen herkese.
Kırıldığını belli etmeyen insanları üzmeyin. Çünkü onlar sizi kaybetmemek için susar, aptal oldukları için değil.
Hıçkıra hıçkıra ağlattın ya beni ölsem de unutmam seni.
Öfke, kızgınlık gelip geçiyor da kırgınlık hiçbir yere sığmıyor.
Buruk kalbim düzülmez bu sözlerinle asla, sana ben inandım sevdim ama sen harcadın beni, sevgi yolunda dönme bana bir daha.
Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım. Can Yücel
Ey benim hasta gönlüm haddinden çok üzüldün dün yoksa bugün gelmez yarın ağlama değmez.
İki kelime yetiyor seven kalbi kırmaya, sonra roman yazsan ne fayda!
Kırıldığım zaman akıttığım gözyaşlarım, ruhumun yaz yağmurudur.
Kırdıysa sessiz kal. Sessizliğinden kırıldığını anlamıyorsa, onsuz kal.
Keşke kendini bırakıp gitse insan; ama olmuyor! Can Yücel
İçten kırılmak ince bir sestir. Onu yalnız Allah duyar.
O da o kadar doğru bir seçim değilmiş demek ki. Boş ver be dostum.
Sana da kırgınım papatya. Bir seviyorumu sığdıramadın onca yaprağına. Can Yücel
Kim ne derse desin içimdeki kırgınlıklar bir tatlı söz ile bir gülüşle geçmez. Hayat kırmış beni, sende kır çok görmem.
Öfke, rüzgâr gibidir. Bir süre sonra diner ama birçok dal kırılmıştır bile. Mevlâna
Kırgınlık değil içimdeki sevgilim. Sadece sözlerin dokundu yüreğime inceden. Dal kırıldığı yerden, insan da kırıldığı kalpten koparmış.
Oysa ne çok şey var sana diyemediğim, suskunluğumda.
En çok sana kırılıyorum diyemediğimizden, bir tek sana kızamıyorum dediğimiz anlar vardır.
Kızgınlık geçer de kırgınlık ne olacak?
İnsan odun değil ki; kırıldığı zaman ses çıkarsın. Mevlâna
Çok güçlüsün, her şeyi içine atıyorsun, dedi. Elimi sol yanıma götürerek, burada neler oluyor biliyor musun, dedim.
Belki de dilinden bu şarkı düşmez, dilin söylese de gönlün hissetmez.
Ümitleri kırılan insanlar, kanatları kırılan kuşlara benzer.
Kırık kalplerin hikayesi kısa olur. Ne oldu? Derler. Hiç, dersin biter.
Tek başına hayatı öğrenen bir insanı kimse yokluğuyla korkutamaz.
Artık hiçbir şeye eskisi kadar üzülmüyorum. Herkes kendine yakışanı yapıyor, diyorum, konu kapanıyor.
Ben sadece sevmeyi biliyorum, unutmayı öğrenemedim.
Yazıyorum, çünkü içimde susturamadığım bir ses var içimde.
Ah ne acıdır! O toz konduramadıkların için toz kadar değerin olmadığını anladığın an!
Dal istediği kadar güçlü olsun, rüzgâr istediği an kırabilecek güçtedir. Sen istediğin kadar güçsüz ol, kalbimi kıracak kadar güçlü sözlerin.
Önemsedikçe, yitirdiğim insanlar var.
Artık kopardığın papatyalara sorarsın, hani sevecekti, diye!
Kalbin kemiği yok diye kırılmaz mı sandın?
Bunu sana yazdığımı bilmezsin, bir yabancı şarkı gibi dinlersin.
Güvensiz kalplerimizi karakteri bozuk insanlara borçluyuz.
Kalbini kırıyor diye üzülme, belki de hak etmediği yerden çıkmak istiyordur.
Sessizliğin duyulur bomboş odamda, dokunsalar ağlarım.
Bazı insanlar kırmaktan korkarlar; çünkü kırılmak ne demek iyi bilirler. Dostoyevski
Susmak, sadece içindeki haykırışların duyulmasından korkmaktır.
Bazen kırılsam da susuyorum. Kırmaktan korktuğum için. Mevla kalbi kırık eylesin de; kalp kıran eylemesin.