Oğuz Atay Sözleri

Aşağıda sizler için derlediğimiz etkileyici Oğuz Atay Sözleri yer alıyor. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle dolu, duygularınızı ifade etmenin en güzel yollarını sunuyor. Yeni ve anlam dolu bu Oğuz Atay Sözleri 2026, sozlerikisa.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınıza anlam katacak.


Siz bilmezsiniz albayım, insanlık tek başına kollarımda can verdi.
İnsanlar bozuk para gibidir. İki seçenek vardır yazı ya da tura. Bir yüzünü gösterirken bize diğer yüzünü zaman gösterecektir.
Neden yalnızlıktan şikâyetçidir ki insan. Ne yani mutlu olması için bir sevgiliye mi muhtaçtır her zaman.
Hayır dostum ben en acıklı anlarımda bile güldürücü sözler bulan bir insanım kendime acımam bundandır.
Hayatımın başı ve sonu belliydi hiç olmazsa ortasını kaçırmamalıydım.
Sigarayı bırak artık diyordun ya bana, ben de bırakmıyordum. Çünkü senin, benim için üzülüyor olmana içten içe seviniyordum.
Bir yerde söz biter. İki kişi karşılıklı kendini tekrarlamaya başlar. Yeni başlayan ilişkiler bile eskir böylece. Hemen kaçacaksın ki aklın orada kalsın.
Herkes birikmiş bizi seyrediyor. Dağılın! Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz.
Yalnızlığı çok seversek, bir gün o da çekip gider mi?
Kolundaki yaralar efendim? Tutunurken öyle oldu Olric. Ya yüreğindeki yaralar efendim? Tutulurken öyle oldu Olric! Peki ya gözlerindeki suskunluk; ne efendim. Hiç dokunma. Sus Olric.
Beni anlamalısın çünkü ben kitap değilim çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz yaşarken anlaşılmaya mecburum.
Zaten senin ‘hiçin’ fesat…
İyi geçinmek iki kişinin kusursuz olmasıyla değil, birbirlerinin kusurlarını hoş görmesiyle olur.
Can çekişmek nasıl bir şey bilir misin Olric? Hayır efendimiz nasıl bir şey. Ona söyleyebileceğin o kadar şey varken susmaktır Olric.
Ne zoruma gidiyor biliyor musun Olric? O’na yazdıklarımı o’ndan başka herkes okuyor.
İnsan seviyorsa kaybetmekten korkar. Kıskançlık da bir kaybetme korkusudur. Kıskanmıyorsa eğer yeterince sevmiyordur.
Yemek koyulurken, “Bu kadar yeter” dedikten sonra mutlaka bir kaşık daha yemek koyan kişiye ‘anne’ denir. Ve o her şeye değerdir.
Fotoğraf çekilerken nedense kendimizi gülümsemek zorunda hissediyoruz Yani aslında ona bile mutluluk oyunu oynuyoruz.
Artık gelecek planlarımı hayattan gizli yapıyorum. Sanki hayat, işini gücünü bırakıp planlarımı bozmak için her şeyi yapıyor.
Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz gülerim, geceleri yalnız ağlarım.
Şimdi al yalnızlığımı ört üzerine Olric. Belki o vakit bırakıp her şeyi. Gelirim bir yerlerden başlamak için yeniden…
En tehlikeli kelime ama’dır. Önceden söylenen her söylemi veya kelimeyi öldürür! Mesela, seni seviyorum ama gibi.
Nedensiz ve sebepsiz sevdim seni. Çünkü bir sebebi olsa, aşk olmazdı bunun ismi.
Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.
Hep geçer diyorlar ya Olric. Sence geçer mi? Geçer elbet efendim bazısı teğet geçer bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer.
Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
İnsan nedir bilir misin Olric? Nedir efendimiz? Ağaçları kesip onlardan kâğıt yapan sonra da o kâğıtlara ağaçları koruyunuz yazandır.
Biliyor musun Olric, benim birçok dostum var. Görüyorum efendimiz, hepsinin sırtınızda izleri var.
Beklenen hep geç geliyor geldiği zaman da insan başka yerlerde oluyor.
Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım; mürekkeple yazılmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim, azaldığımla kaldım.
Söyle evladım’ diye teselli ederdi annem beni. Söyle de içine hicran olmasın. Hicran oldu anne.
Bize öğretilen her söze inandık, yasaktır dendi kandık, hep girilmez levhalarına aldandık, bu tutulan yol yanlıştır bize.
Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor.
Ne zaman hayata tutunmaya çalışsak, hep mahrem yerleri geldi elimize.
Oysa bazı insanlar vardır en çamurlu yerlerden bile kolalı beyaz gömleklerini ve açık renk pantolonlarını kirletmeden çıkarlar. Böyle adamlar hayatta başarıya ulaşırlar.
İnsan çok sevdiği halde neden her defasında terkedilir. Ve beklenenler, neden hep vazgeçildikten sonra gelir.
Son bir şans daha verme, sevgine layık olmayana. Merak etme, aşk yürek işidir ve yüreği olmayanın kalbi kırılmaz nasılsa.
Hayatta silgim hep kalemimden önce bitti. Çünkü kendi doğrularımı yazacağım yere, tuttum başkalarının yanlışlarını sildim.
Yalnızlığına iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği var onda kim bilir?
Zaman her şeyin ilacıysa, fazlası intihara girmez mi?
Koca bir ömrü harcamak dedikleri gerçeğin altını seninle çizdim ben.
Hiç kimseyi anlamıyorum. İnsanların arasına karışıp onlara uyduğum için de kendimden nefret ediyorum.
Ne ölmek nefessiz kalmaktır ne de yaşamak nefes almaktır. Yaşamak sevilmeyi hak eden birine yaşamını harcamaktır.
Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum
Elimde değil Olric! Ne efendimiz. Elleri Olric elleri.
İçimden şehirler geçiyor, sen her durakta duruyor, inmiyorsun.
Kimsenin yaşantısını beğenmedim. Kendime uygun bir yaşantı da bulamadım.
Ben, senin bilinçaltı karanlıklarına ittiğin ve gerçekleşmesinden korktuğun kirli arzuların, ben senin bilinçaltı ormanlarının Tarzan’ı! Yemeye geldim seni. Benden kurtulamazsın. Ben, senin vicdan azabınım!
Öyleyse, ben de hayatımın sonuna kadar aynı yerde kımıldamadan oturacağım. Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur…
Oysa bizim bütün güzelliğimiz yaşadıklarımızla düşündüklerimiz arasındaki acıklı çelişkinin yansımalarından ibaretti.
İki kadına adamak istiyorum hayatımı. Biri erkeğim desin bana diğeri sadece baba.
Provası yok hayatın. Ne yeniden yaşamak mümkün ne de yaşadıklarını silebilmek. Önemli olan, ilk defa değil son defa sevebilmek.
İlk çekingenlikler ne kadar tatlıdır. Oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır. Bütün gücüyle büyüyü bozmak, buzları kırmak için uğraşır.
Çok yükseğe çıkamam bende yükseklik korkusu var. Kimseyi yarı yolda bırakamam bende ‘alçaklık’ korkusu var.
Onunla ne zaman lades oynasak hep o kazandı. Kalbimdeyken nasıl aklımda derdim.