Sevgiliye Etkileyici Sözler
Gül bahçesinde geçse de ömrüm, inan üstüne gül koklamam gülüm, seni koklamak olsa da ölüm, uğrunda ölmeye değer gülüm.
Yanında benden yakın başka biri de olsa, her şeyi inkâr etmiş inandırmış olsan da ve ona duygulanmış sevdalanmış olsan da biliyorum bu gece beni düşüneceksin.
Yanağına konan kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde o bir damla serinliği biriyle paylaşmak istediğinde yönünü rüzgâra dön yeter. Çünkü ben o rüzgârdayım…
Sen öp geçmezse o da yaramın ayıbıdır.
Rüyalarını gül yapraklarıyla yatağını papatyalarla süsledim, üzerini sevgiyle örtüp tüm kâbusları aldım ki en güzel rüyaları sen göresin.
Eğer çölde bir çiçek olsan; seni kaybetmemek, için gözyaşlarımla sulardım. Eğer gözümdeki bir damlayan olsaydın; seni kaybetmemek; için hiç ağlamazdım.
Seni ne zaman unutacağımı sorma. Çünkü ne zaman öleceğimi bilmiyorum.
Kahven şekerli olsun mu diye sordu. Karşımda sen varken ayıp olur dedim.
Sonunda sen gelirsin diye, çok şeyin adı küçük yazıldı.
Ben seni dün sevmedim, çünkü dün bitti. Ben seni bugün sevmedim çünkü bugün bitecek. Ben seni yarın sevdim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek.
Yıllar vardır nasıl geçtiğini bilmezdim, bir gün vardır yaşamın anlamını değiştirdi bana dair; hissetmediğimi, bilmediğimi yaşattı, iste o ani senle yaşadım senle sevdim.
Sen bazen en zifiri karanlık gecemin güneşi, sen bazen yaşanacak hayatin cesaret verecek mutluluk yani, sen bazen ve her zaman sevgimin tek nedeni.
Gözlerin nehir, kirpiklerin köprü olsun, ben tam üzerinden geçerken ipler kopsun, düştüğüm o yer dudakların olsun.
Yaprak döken gençliğimin satir aralarında altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğumun bas harflerisin.
Ben, istemem öyle iki günlük sevgili yüreğin varsa, bir ömür sev beni.
Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben, Gözlerinin daldığı yerdeyim.
Bir gün bir rüzgâr eserse oralara. Benim sana olan sevgimi fısıldarsa kulağına unutma sende bana bir tutam sevgi yolla.
Utanırım, söyleyemem yasadığım yalnızlığı, kelimeler yetmiyor ki, bu mu sevda dedikleri.
Sarı giyer güneş olursun, mavi giyer deniz olursun, siyah giyer matem olursun, kim bilir belki bir gün, beyaz giyer benim olursun.
Sert rüzgarlar karanlık geceleri severmiş, aynen benim seni sevdiğim gibi.
Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar ve bütün denizler mürekkep olsa senin şiirini yazamam yine de.
Önce düştüğümde kalkmayı öğrendim sonra aleve dokunduğumda acıyı sevmeyi öğrendim sevilmeyi sonra terk edilip beklemeyi sayende unutulmayı da öğrendim her şeyi öğrendim de yalnız unutmayı öğrenemedim.
Dünyan öyle bir kararsın ki, seni aydınlatan tek ışık gözlerim olsun.
Sevmek ölmektir bence, ben de sevmiştim ölmeden önce.
Dünyanın bütün şiirleri senin üzerine yazılmış gibi. Her şair sanki seni tanıyormuş gibi.
Sevgimiz yavaş yavaş süzülen çisil yağmur gibi ama ırmakları taşıran cinsten.
Seni benim kadar sevenler, sana benim kadar hasret kalsın.
Ne bileyim be sevgilim, öyle güzel baktın ki gözlerime, sevmek değil ölmek geldi içimden.
Güller hep ellerinde açsın ama dikenleri batmasın. Sevda hep seni bulsun ama seni yaralamasın. Mutluluk hep yüreğine dolsun ama beni unutturmasın.
Dünyada 2 renk gül olsun, biri kırmızı diğeri beyaz, sen beni unutursan kırmızılar solsun, ben seni unutursam beyazlar kefenim olsun.
Seni düşünür, seni özlerim, sevgilerin özlemlerin derinliğinde ne olur kir şeytanin bacağını birken beni hatırla, bir sonbahar serinliğinde.
Kalbimi sana emanet etsem korur musun? Dilimin ucundaki cennet, sevdamın sonundaki ‘ömrüm’ olur musun?
Görücü usulü bir aşk istiyorum. Gördükçe göresim gelsin, görmeyince ölesim.
Ben senin sesini duyunca göğsümden bir güvercin sürüsü gökyüzüne havalanıyor.
Kim bilir hangi aksam güneşle beraber bende söneceğim kim bilir hangi ellerden son suyumu içeceğim belki göremeden öleceğim fakat yine de seni ebediyen seveceğim.
Bataryası zayıf rüyalarımızın kapsama alanı dışında kalan kesimlerine şebeke hatası sebebiyle ulaşamadık. Şimdi yüreğimde fule çeken hatlarımla seni çok seviyorum.
Üstüne seviyorum yazdığım bir kâğıttan, sandal yapıyor, dereye bırakıyorum. İster yüzsün ister batsın ister bir çalıya takılsın o kâğıt sandal, hep derenin bir yerinde olacak biliyorum.
Ömrün olmak istiyorum seninle başlayıp seninle biten.
Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır: Geçim giden zaman.
Gün bir gün, sevdalanmış geceye gecede yakamoz düşürmüş denize o günden bugüne geceyle gündüz ayrılmaz olmuş ta ki güneş tutulup gölge düşürene dek sevdalara.
Rabbim! Eş diye yazmadığını, aşk diye çıkarma karşıma.
Bu şehri seviyorsam eğer içinde sen varsın bunun içindir.
Sen elimden tutunca, deniz basardı içimi. Sen elimden tutunca, yüreğim yeşil yosunlara takılıp günlerce dip akıntılarının peşi sıra gitmek isterdim.
Dokunamayacak kadar uzak olsan da sevebileceğim kadar yakınsın bana.
Öyle karanlık olur ki bazen hayat bin ışık yaksan bir damla aydınlık bulamazsın. Ama çok sevdiğin birinin gülümsemesiyle unutursun.
Sen gönlümün yüküsün omzumun değil. Sen canıma yarasın tenime değil. Yürekte taşınan sırta ağır mı gelir.
Kalbim seni unutacak kadar adi ise ellerim onu parçalayacak kadar asildir.
O boncuk gözlerini izlemek Ortaköy’den boğazı izlemekten bin kat daha iyi.
Gece midir insanı hüzünlendiren yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?
İster yar ol ister yara. Lütfun da başım üstüne kahrın da.
Yalnızlık gecelerin, ümit bekleyenlerin, hayal çaresizlerin, yağmur sokakların, tebessüm dudakların, sen ise yalnız benimsin bir tanem.
Öyle sev ki beni, ben bile kıskanayım beni.
Ne kadar sarılırsan sarıl, bıraktığın an özlersin.