Aşağıda sizler için derlediğimiz etkileyici Tomris Uyar Sözleri yer alıyor. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle dolu, duygularınızı ifade etmenin en güzel yollarını sunuyor. Yeni ve anlam dolu bu Tomris Uyar Sözleri 2026, sozlerikisa.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınıza anlam katacak.
Sen uyuyordun, bilemezsin. Kaç sigara içiyorum üst üste, kaç eski gazete okuyorum ilanlarına kadar. Her sabah kaç bin güçlükle alışıyorum önümdeki güne, getireceklerine.
İnsan önce renklerden başlamalı değişmeye.
Bazen sessiz kalmak, kırıldığını göstermenin en iyi yoludur.
Konuştukça, söyleyemediklerimiz birikiyor.
Bayağılıklar, yoksuIIukIar, kırımlar her an gözümün önündeyken oyalayıcı bir şey yazmaktansa kopkoyu bir karamsarlığı yeğlerim.
Yazarken dünyayı bir anlığına değiştirtebilirken, geçmişimizi bir santim yerinden oynatamıyorsunuz.
Seninle konuşmak, gergin bir ipte yürümeye benziyor artık. O kadar sertleşmişsin ki, bir rimelin akmasında bile suçlayıcı ipuçları arıyorsun
Biri geliyor, hayatımıza bir makas atıyor; o yaşadığımız bölüm, bütünün dışına düşüyor.
Bu çocukluğun var ya, hiç yitirme onu, bazıları yitirmezler. Sen öyle bir çocuğa benziyorsun. Korun.
Konuşmak da tehlikelidir. İçte biriken sözcükleri boşaltmak. Hele konuşmayı bir kere unutmuşsan.
Günlerin tam içinde yaşayamayınca, olanlara akıl erdiremeyince, bunlarla oyalanıyoruz işte, kahve pişirmek, çay demlemek.
İstemeye hakkım var mı bilmem ama seni yürekten ilgilendiren şeyleri, başkalarına anlatmaktan kaçınacağın şeyleri duymak isterdim. Anlat bana.
Yalnızlığıma katılabilirsin; yalnız soru sormayacaksın.
Diyorum ki kişinin doğum tarihi pek önemli değil aslında, dünyaya gözlerini açmak daha önemli.
Uykunuz kaçtı mı kültürünüz artıyor.
Bir şey söyle. Sözü aşsın öze değsin Bir şey söyle, yanındayım mesela.
Kırıklar zamanında onarılmadı mı büsbütün kırılıyor, durmadan kırılıyor.
Beni kendime ördüğüm kozanın dışına çıkarmaya çalışıyordun, farkındaydım. Belki bazı kişilikler, kozadan çıkmak istemiyorlardır; o, ölüm kozası bile olsa.
Yani yoksulluk anlatılmaz be ablam. Yoksulluk yaşanır anca.
Bana göre yapılmamış benim için düzenlenmemiş bir dünyada yaşıyorum, doğru.
Orada, iskelede yüzümü güneşe kaldırıp öylece oturdum. İyi geldi. Savsakladıklarım, ertelediklerim, eksik bıraktıklarım yüzeye vurdu; hepsini bir an önce tamamlamaya karar verdim. Kalktım, seni aradım.
Yaşamak, gitmek demek onun için. Yeryüzü, iki deniz arasında bir nokta demek, iki kent arasında bir istasyon.
Bir şeylerden kurtuluyorum galiba. Kabuklardan, alışkanlıklarımdan. Bu tümceyi alışkanlıkla söyledim, hiç düşünmeden. Temiz, söylenmemiş ne kaldı ki geriye? Yeni?
Ben güzel şeyler duymak istiyorum demedim ki, sesini duymak istiyorum o kadar.
Üsteleme. Yolumuz ayrı çünkü. Anlayamazsın.
Yahu, iç sigaranı. Benim kadar çok içmek de iyi değil tabii. Ama başka keyif maddesi kalmadı hayatımda. İçki de içemiyorum artık. Belki bir yere kadar az içebilirim, ama öyle yapacağıma, hiç içmem daha iyi. Her şeyim öyledir. İçkiyi içtim mi çok içerdim. Sevgim de öyledir.
Değil mi ki kimse, yaşamın “inceliklerden örülmüş bir ağ” olduğuna inanmıyordu!