Ülkü Tamer Sözleri

Aşağıda sizler için derlediğimiz etkileyici Ülkü Tamer Sözleri yer alıyor. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle dolu, duygularınızı ifade etmenin en güzel yollarını sunuyor. Yeni ve anlam dolu bu Ülkü Tamer Sözleri 2026, sozlerikisa.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınıza anlam katacak.


Hatırlanacak çok hüzünler bulacaksın, onların tohumunu havaya savurarak uzun bir yolculuk yaratacaksın kendine, her şeyin hiçbir şeyin yolculuğu. İşte o zaman an beni, yaşa beni.
Tanrı, bin birinci gece şairi yarattı, bin ikinci gece Cemal’i, bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, başa döndü sonra, kadını yeniden yarattı.
Anlamak için görmek, görmek içinde dikkatli bakmak gerekir.
Bir soğuk yel eser, üşür ölüm bile.
Kağıdımız çaput bizim, kefenimiz bulut bizim, mesleğimiz umut bizim, kuranlara selam olsun.
Hatırlamak en büyük düşmanıdır yalnızlığın, ucunda yaşamak var.
Gökyüzü ayaklarımın ucundan başlıyor.
Aşkın uyumadığı, her yerde söylenir.
Hatırladığım kadarıyla, kalabalık bir yerdi dünya.
Acı çekmek ölmekten daha çok cesaret ister. Artık nereye koşsam bu şehri taşıyacağım.
Çok çetin sınavlardan geçmedim, bu çağın insanı olmak bana yetti.
Hürlük vardı, verdiler onu, istemek için yeniden.
Döşündeki mermi değil, bu yalnızlık yorar seni.
İstanbul bir çocuktur minarelerde ölen, her şeye karşı ve hiç durmadan ölen.
Yokladım yüreğimin ceplerini, sana söyleyecek tek sözüm kalmış; vazgeçtim.
O eski bir güvercindi gittikçe hatırlanan, o eski bir güvercindi, uçması da iyiydi bana kalırsa o eski bir güvercindi, çünkü tenhaydı şehirler, benim saçlarıma saklanırdı, benim saçlarım çalılara; onu görürdüm göllere girdiğimde, bıldırcın avladığımda akşama.
Bana çiçek gönderme, bir kuş ağacı gönder. Alnıma dokunanlar, iyileşmiş desinler.
Uyan artık, bildiğim bütün ninniler bitti.
Nereye gitsem susamak vardı, pişmanlık vardı.
Bir kadının şöhreti; hiç tanınmamak, şerefi; kocasına itaatli olmak, saadeti; aile fertlerini mesut görmekten ibarettir.
Sanat doğanın içindedir, sanatkâr onu görebilendir.
Artık nereye koşsam bu şehri taşıyacağım.
Bilge olmak zorundasın. Bilgeliğin tek koşulu var: Dünü yarında yaşayacaksın; ama dünü yarına taşımayacaksın. Hükümdarsın şimdi. Hükümdarlığın tek koşulu var: Ülkene her sabah güneşi getireceksin. Güneşi getirmek için her gece kendi kanınla yıkanacaksın.
Ey benim yalnızlığım! Bu kadar eğilmeselerdi üstüne senin. Bu kadar anlatmasalardı seni. Ne olurdu, yalnız ben yazsaydım bu yapraklara seni. Seni yalnız ben bilseydim. Beraber ölseydik seninle.
Ben neden hep korkaktım, cesaretsizdim böyle?
Bir ihtiyarın gülümseyişinden geliyorum, bir annenin dalgınlığından.
Yetmez mi? Kaç kelebek ömrü kadar ömür yaşadın.
İçime çektiğim hava değil, gökyüzüdür.
Yenilirsem yenilirim, ne çıkar yenilmekten? Seninle çarpışmak kişiliğimi pekiştirir benim.
Dokundukça denizleri gövdemin çok eski bir kumaştan. Onun gövdesine. Yangın. Sevişirken kurtarıyor bizi bir ölümden alevler. Unutmak. Yalnızlıktan.
Gençseniz, çevrenizde düşlerinizin içine tüküren birileri mutlaka vardır.
Ama kimler ölü şimdi? Yaşamaya başlayan kim?
Varsın yaz biterse bitsin. Sıcak bir kış getir bana. Uykumda sarılmam için, sonsuz bir düş getir bana.