Edip Cansever Sözleri

Aşağıda sizler için derlediğimiz etkileyici Edip Cansever Sözleri yer alıyor. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle dolu, duygularınızı ifade etmenin en güzel yollarını sunuyor. Yeni ve anlam dolu bu Edip Cansever Sözleri 2026, sozlerikisa.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınıza anlam katacak.


İçime siner mahallenin kokusu. Gökyüzü karışıksa kuşların işi… Ya içim içime sığmıyorsa Ne denir kötüdür insanların gidişi.
Gitsem de her yerde biraz vardır. Hatırda zamansız bir plak… Bir otel kapısı biraz istasyon… Vardır o seninle birlikte olmak. Buluşur çok uzaktan ellerimiz. Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde. Oysaki seninle güzel olmak var.
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak. Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir.
Ben yorgunum anlamaktan bir duvar bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.
Sevmelerin ustasıyız güzel şaşkınlıkların. Önce yüreklerimizi alıştırmışız buna sonra kafalarımızı. Ki bu yüzden içimiz hiçbir zaman yoksul değil Yoksul olmadı.
Bir bakın uyanıp kalkınca çocuk olmalarım var benim.
Kimsenin öldüğü yok yaşadığı da herkes biraz var o kadar.
Ah şu yağmurlar durmasa ya ne güzel ıslanıyor ilkyaz ne güzel ne güzel ne güzel denize zorla sokulmuş ağlamaklı bir çocuk gibi.
Sınırsız bir uykusuzluktur böyle. Her yolculuğum benim. Koşuşan geyiklerle dopdolu ve uçan balıklarla…
Susmanın su kenarındayız bugün. Ne kadar sevgiyle konuşsak… Korkuyoruz göz göze gelince.
Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.
Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi. Biz eskiden seninle İstasyonları dolaşırdık bir bir.
Her yalnızlık bir ihtilaldir.
Ama biz dağınık kaldık. Sevgimizle sevgisizliğimizle. Mutluluğumuzla mutsuzluğumuzla. Özlemlerimizle yitikliğimizle. Her neyse her neyse…
Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk hiçbir yere gitmiyor.
Yaşamım bir şarkıcının iç çekme anıdır beş mevsim yaşarım yılda.
Kimse görmüyor bizi. Göremezler ki. Uçup uçup konuyoruz yerlerimize. Bir konfeti demetinden kopmuş gibi. Düşlerimizden saçılmış gibi.
Sanırım hiçbir şeyin öyle pek tamamlanmadığı. Bir çağda yaşıyordum. Ve bütün eksik kalmaların… Sessiz ve ünü olmayan bir tanığıydım ben.
Doğasın sen doğasın yarat beni yeniden. Ey yalnızlığımı kuşatan yalnızlık…
Sedef kakmalı bir tramvay geçiyor yakınımızdan. İnce bir org sesini sürükleyerek… Benekli bir örtü çekiyor üstüne dünya. Hepimiz kayboluyoruz.
Bir sokakta bir aşağı bir yukarı… Saatlerce dolaşanların hemen hemen bildiği… Amansız bir güceniğim.
Sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var. Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa. Bir çiçek geliyorsun yer altı çevresinden. Bir kartal gidiyorsun çıplağın ayaklarla.
Uyurken uyandırılmış gibi Beni bir sardunya büyüttü belki.
Başka değil yokluğu görmek için. Kirli ağustos! Göz kapaklarımı da yaktım sonunda.
Niye olmalı öyleyse. Aşk mutlu bir sürgünlükse…
Uzanır kırlara doğru Yalnızlığı olan. Bu saatte sessizlik acıdır gelecektir parka yalnızlığı duyan.
Oysa hep yanımdasın seninle her şey yanımda. Kırıp dökük de olsa yanımda. Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda. O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan. Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun…
Hava soğudu Kasım’ın son günleri. Kar yağacak bembeyaz olacak unutulmuşluğum.
Bırakmak bırakılmak demeyelim. Durmadan yer değiştiriyor anlamlar da. Ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden. Sanki kış aylarında bir uçurumda…
Kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum Yeniden doğmak için çıkardığım yangından.
Ben sanki bir gazetenin hiç okunmayan yerlerindeyim.
Bugün de başlamayı unutuyoruz. Herkes birbirine bakıyor. Bulan bulana kendini.
Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa. Saatlendiriyoruz günü. Bölüyoruz dakikalara.
Çıkmazlarda üst üste birikmiş ufuklar kadar derindim.
Nedensiz bir çocuk ağlaması bile çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.
Bir canavar gibi düşünün isterseniz herkes kendi düşündüğüyle kalacak.