Damardan Sözler

Aşağıda sizler için derlediğimiz etkileyici Damardan Sözler yer alıyor. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle dolu, duygularınızı ifade etmenin en güzel yollarını sunuyor. Yeni ve anlam dolu bu Damardan Sözler 2026, sozlerikisa.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınıza anlam katacak.


Bilseydim dünyanın keşkelerden kurulduğunu küçükken ne olmak istiyorsun diye sorduklarında mutlu olmak istiyorum derdim!
Cinayet saati neredeydin diye sorarlarsa unutma ‘gidiyordum’ diyeceksin.
Öyle yorgun ki hislerim. Artık sana karşı bir şey hissetmeye bile dermanı yok.
İnsanların seni en çok sevdiği zaman, onların işine en çok yaradığın zamandır. Bukowski
Suç benim değil ki. Şiir kokuyordu bakışların. Yazmamak gözlerine ihanet olurdu.
Kalbin kemiği yok diye kırılmaz mı sandın?
Birçok kişi aşkın yalan olduğunu düşünür. Eğer aşk yalansa, neden acısı bu kadar gerçek.
Kimin gerçeği olursan ol. Artık hayalim bile değilsin!
Artık hayat, küçükken oynadığım kutu kutu pense’ye benziyor nerdeyse. Çünkü herkes bir bir arkasını dönüyor sadece.
Sevmek bazen vazgeçmektir. Kimine göre gidenden, kimine göre kendinden.
Kahpeliğin okulu yok ama nedense mezunu çok.
Bir zamanlar esen rüzgâra bile meydan okuyan gençliğim. Şimdi ise rüzgârda savrulan bir yaprak gibiyim.
Sustuğum yerde sen varsın. Konuştuğum yerde özlemin.
Sen bana mı soruyorsun yalnızlığı sever misin diye? Ben ki; ‘çayı bile iki şekerli içerim, birlikte erisinler diye’.
Kaderim gülseydi bir kere, gerek duyar mıydım böyle damardan sözlere.
Kaçınız, çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız. Sorsalar, güya hepiniz aşıktınız.
Susmak kabullenmek değil, cevaptır. Eğer insan kısa cümleler kuruyorsa, uzun yorgunlukları vardır.
Tutacak el bulamazsak biz de elimizi cebimize koyar yürürüz, sıkıntı yok.
Dertlerimin, acılarımın içinde seni düşünerek mutlu oluyorum, sen benim ilahımsın ve bundan gurur duyuyorum.
Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor. Ahmet Arif
Kaybedecek neyim kalmış ceylan gözlüm bu dünyada? Ya sen ya hiç bundan sonra!
Ölürsem beni yârimin kalbine gömün. Mekânım cennet olsun.
Neden sonra farkına varıyor insan ayağına takılan bütün taşları, yoluna kendi döşediğinin!
Bana hoşlandığı adamı anlattı, bende sevdiğim kızı dinledim.
Zor mudur gözlere bakarken aşkı görmek? Yoksa sadece aşk mıdır gözlerdeki tek gerçek?
Gözlerinin ‘kahve’sinden koy ömrüme, kırk yılın hatırına ‘sen’de kalayım!
Ekmeğime hoşça kal sürdün ya sen, ben şimdi ‘aşk’ karınla; sana, ne şiirler yazarım.
Uzaktan görenler diyor ki ”duygusuz”. Duygusuz olduğum için mi gözlerim kaç zamandır uykusuz.
Dünyanın ne kadar küçük olduğunu , “Seni dünyalar kadar seviyorum” deyip de gidenlerden öğrendim.
Beni kaybetmeyi başaranı asla kazanmak için uğraşmam.
Unutulmak kadar acıdır bazen yaşamak.
Hayatta iki şeyi çok iyi bileceksin. Benimsen kıymetini, değilsen haddini.
Seni hatırlatan her şeyde, katledilmiş mutluluklarım var. Her gülüşüm kanla karışık yağmurlu şimdi.
Verdiği umudu geri alan, aldığı ahı da güle güle kullansın!
Kendinden geçeceksin unutmak için ama yine de unutamayacaksın. Gözlerini kapatıp uyumaya çalışacaksın ama uyuyamayacaksın ve sadece dalıp gideceksin.
Ruhunda aldatmak varsa, bedenin gözümden düşmüştür.
Terkedilen çabuk büyür, hüzün kalana düşse de pişmanlık hep gidenin payına!
Bazen ne kadar uzağa gidersen git, yüreğin hep bıraktığın yerdedir.
İntihar köprüsü gibiyim bu günlerde, gözümden de, gönlümden de düşen düşene.
Mevsimin suçu yok. Yokluğun soğuk.
Yetimhanede yaşayan küçük bedenlerin, ranzalarına yazdıkları “anne” kelimesi kadar masum olmalı aşk.
“Neyin var?” Sorusuna, “Sen yoksun!” diyesim var. Bildiğin gibi değil.
Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz. Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız; ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.
Kalemimin kurşunu bitmiş, öldüremiyorum seni.
Toprak gibi sessiz olduğum an bil ki, şimşek gibi gökte gürlüyor feryadım!
Üzülmem mi sanıyorsun yürek ağlar gözden önce.